Soner Yalçın, Türk basınının “araştırmacı-gazeteci“ lik dalında en başarılı kalemlerinden biridir. Yakın tarihimizle ilgili konuların, olayların ve şahısların değişik yönlerden anlatıldığı, ilgiyle okunan çok sayıda kitabı ve yazıları vardır. Marksist ve sosyalisttir, ulusalcıdır. Doğal olarak olaylara ve konulara genellikle bu açıdan bakar ve yorumlar. Ancak 29 Ocak’taki “Kürsüdeki Hanım” başlıklı yazısı fikri ve siyasi taraftarlığın sınırlarını da aşıyor, tarihi ve toplumsal gerçeklerin ideolojik bir taassup duygusuyla reddi anlamına geliyor.
Soner Yalçın Nursumangül Abdürreşid isimli Doğu Türkistan’lı genç kızın İYİ Parti’nin Meclis Grubu’ndaki konuşmasında söylediklerinin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyor; daha ötesinde bunların Çin’e yönelik CIA kaynaklı dezenformasyon faaliyetlerinin bir parçası olduğunu, benzerinin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı da uygulandığını iddia ediyor: “Sovyetler Birliği’ne yapılan espiyonaj-dezenformasyon faaliyetleri bugün Uygurlar üzerinden Çin’e yapılmıyor mu?”
Öyle zannediyorum ki, ABD'deki Başkanlık seçimleri, son yapılan kadar hem ABD ve hem de dünya kamuoyunu bu ölçüde meşgul etmemiştir. Zira, ABD kuralların uygulandığı, Başkan dahil herkesin yetki ve sorumluluklarını zorlamadığı, her şeyin sistemleştirildiği, gelenekleşmeye önem veren ve bunu kurucu ilkeleri göz önünde bulundurarak geliştiren ve bu yönleriyle dünyaya örneklik iddiası taşıyan bir ülke idi. Bir yandan dünyanın en zengin, en ileri teknolojilerine sahip, hayalleri ve rüyaları olanlara, bunları gerçekleştirme imkânları sunması sebebiyle, bütün büyük beyinleri kendine çeken ve bunların başarılarıyla da kendini daha da büyüten ve geliştiren devleti idi ve dünya lideri iddiası taşıyordu. Bu vasıflarıyla, içeride ne kadar kurallara bağlı ise, dışarıda da o kadar kural tanımaz, ülkeleri istikrarsızlaştırmak için her yolu mübah sayıyordu. Görünüşte demokrasiyi yaygınlaştırmak ve ylerleştirmek hususunda yardımcı olmaya çalışıyor ve fakat her türlü anti demokratik uygulamayı mübah görüyordu. Bir çok ülke gibi Türkiye de bu hoyratlıktan nasibi defalarca almıştır.

