Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Türkiye, yangının içinde kalarak söndürülmesine yardımcı olamaz. Dış politikamızın Balkanlar, Kafkasya ve Türkistan coğrafyalarına daha çok eğilerek Ortadoğu'daki kayıplarını telafiye yönelmesi lazım. Türkiye, cepheden üzerine gelen yangın karşısında ayakta kalacak takati, kanatlarda güçlenerek bulabilir.” Dedi.
Mısır'daki askeri darbeye halk direnmeye devam ediyor. Cuma günü yaşanan katliam, insanlık tarihine kara leke olarak geçti. Bu katliama verilen tepki ne yazık ki yeterince güçlü değil. En güçlü tepkiyi Türkiye verdi. Mısır'da bundan sonra ne olacak? Ortadoğu'da yaşananların nedeni ne? Batı'nın Ortadoğu'ya bakışı değişti mi? Tüm bunları Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur'a sorduk.
http://haber.stargazete.com/yazar/turk-milliyetciligine-yeni-hedefler/yazi-774416
On yıldan fazla oluyor: Paris’te “şehir turu” yapıyorduk. Aracımızı kullanan Fransız şoför trafikte tartıştığı başka bir aracın simsiyah derili sürücüsüne bağırıp çağırmaya başladı ve herhalde adamı biraz daha aşağılamak için “sen kendi ülkende de böyle mi araba kullanıyorsun?” diye sordu yüksek sesle. Siyah derili adamın cevabı bizimkini bir anda sus pus yaptı; hiç unutmuyorum o anı. Ağız dalaşını sona erdiren cevap şuydu: “Ben Fransızım!”
Cezmi Bayram’ın geçtiğimiz aylarda yayınlanan -ama maalesef değeri ölçüsünce yankı uyandırmayan- “Türk Milliyetçiliği -Tarihî Seyri, Yeni Hedefleri” kitabını okurken bu hikâye aklıma geldi. Çünkü bizdeki “Türk kimliği” anlattığım hikâyedeki Afrika kökenli şoförün (bile) benimsediği Fransız kimliğine muadil bir siyasal-kültürel kimlik olarak konsolide edilemedi. Buna bağlı olarak milletin bütünlüğünü ve toplumsal barışı tehdit eden ciddi problemler meydana çıktı. Bu problemlerin çözümü için de farklı farklı öneriler ortaya atıldı; seksen yıldır bu çözüm önerileri üzerinde tartışıyoruz, kimi zaman da kavga ediyoruz.
İstanbul Türk Ocağı Gençlik Kollarının düzenlediği ve Kalbimizin Kanayan İki Yarası başlığı altında, Doğu Türkistan ve Kerkük konulu konferans İstanbul Türk Ocağı konferans salonunda gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan İstanbul Türk Ocağı Gençlik Kolları Başkanı Barış Onur SARGIN, farklı coğrafyalarda bulunan Türkiye, Doğu Türkistan ve Kerkük arasındaki mesafenin sanılandan daha yakın olduğunu ifade ederek, aramızdaki birlik ve beraberlik vurgusuna bir defa daha dikkatleri çekmişti.
Konferansa konuşmacı olarak katılan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Sayın Mehmet TÜTÜNCÜ ve Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Sayın Hidayet OĞUZHAN, dünyanın farklı bölgesinde zulüm ve eziyete maruz kalan kardeşlerimizin, dünyanın görmezden gelerek suskunluğunu koruduğu baskılar altında çektikleri sıkıntıları bizlere aktararak bilinmeyen gerçeklere ışık tutmuştur.
Konuşmaların sonunda Türkmeneli ve Doğu Türkistan’da hayatını kaybeden kardeşlerimizin ruhları ve şuanda işkencelere maruz kalanların refahı için Ahmet Yasin KAYA tarafından toplu bir dua yapılarak konferans tamamlanmıştır.
Özgür ÖZDELİCE
"
Sayın
Dr. Cezmi Bayram
Türkocağı İstanbul Şubesi Reisi
İstanbul, 15.07.2013
Değerli Başkanım,
10-14 Temmuz tarihleri arasında davetlimiz olarak İstanbul’a gelen Macar Müslüman gruba gösterdiğiniz ilgiye, bilhassa nazik iftar davetiniz ve iftarda yaptığınız konuşmada dile getirdiğiniz değerli görüşlerinize, şahsınızda tüm Türkocağı camiasına ve emeği geçenlere şahsım, derneğimiz ve misafir müslüman kardeşlerimiz adına teşekkür eder, hayırlı bir Ramazan dilerim.
Selam ve muhabbetlerimle
Musa Serdar Çelebi
UKİD Başkanı"
Ocak olarak biz de kendilerine teşekkür ediyoruz.
İstanbul Türk Ocağı Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri toplantıları 18Nisan’da Çeçena BADARÇI‘nın “TUVA’ya Yolculuk” başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
Çeçena arkadaşımız Tuva Cumhuriyeti’nin tarihi, siyasi hayatı, ekonomik gelişmeleri ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
Ayrıca Rusya Federasyonu içinde yer alan 21 özerk cumhuriyetten biri olan Tuva Cumhuriyeti'nin Rusya’ya dahil edildiği tarihten günümüze kadar Türk benliğini nasıl muhafaza ettiğini, Tuva Türklerinin Rusya'daki diğer Türk boylarına göre ana dilin, kültürün korunmuşluğu açısından en üst sırada yer aldığını gururla bizlerle paylaştı.
İstanbul Türk Ocağı Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri toplantıları 4 Nisan’da Bahshanda RAFİYEVA'nın ''GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖZBEKİSTAN'' başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
RAFİYEVA, Özbekistan'ın coğrafi konumu, doğal kaynakları, 2700 yıllık tarihe sahip olan şehirleri Semerkand, Buhara ve Hiva’yı tanıttıktan sonra, dünyaca meşhur alimleri İbni Sina, Uluğbey, Ali Kuşçu, Zehiriddin Muhammed Babur ve Türk- İslam sufizminin ortaya çıkmasında büyük rol oynayan Abdülh alik Gijduvani başta olmak üzeri Buhara'daki 7 pir hakkında da kısaca bilgi verdi. Geleneksel Özbek sofrasının yanı sıra ve El işçiliğiyle ilgili örneklerin yer aldığı fotoğraflarla Anadolu medeniyeti ile bağlılık hissi uyandırdı.
Özbek kültüründe her sene Martın 21.gününde kutlanan geleneksel Nevruz bayramı ve bu bayram için yapılan özel yemek SUMALAK’ı tanıttıktan sonra, Nevruz'un Özbekistan'da nasıl kutlandığı hakkında da bilgi verdi.



